Ziyaret Tepe Höyüğü: Diyarbakır'da Asur İmparatorluğu'nun İzleri
Görsel: Volker Höhfeld / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Diyarbakır'ın Bismil ilçesindeki Ziyaret Tepe Höyüğü, Asur İmparatorluğu'nun önemli bir eyalet başkenti olan Tuşhan'ın kalıntılarını gün yüzüne çıkarıyor.
Diyarbakır'ın Bismil ilçesinin güneydoğusunda, Dicle Nehri'nin güney kıyısında yükselen Ziyaret Tepe Höyüğü, bölgenin en büyük höyüklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Dicle ile Batman Çayı'nın birleştiği noktanın yaklaşık 20 kilometre batısında yer alan höyük, ovadan 22 metre yükseklikte 3 hektarlık bir alana yayılıyor. Kuzeydeki akropolün üç tarafını çevreleyen aşağı şehir ise 29 hektarlık bir alanı kaplıyor. Bu geniş yerleşim, Geç Asur döneminin en önemli merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor ve o dönemdeki adının Tušḫan ya da Tuşhan olduğu düşünülüyor. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi tarafından Tepe Höyüğü adıyla tescillenmiş durumda.
Asur'un Kuzeydeki Güç Merkezi
Ziyaret Tepe, Orta Demir Çağı'nda ikinci kademe bir eyalet başkenti olarak öne çıkıyor. Yeni Asur hükümdarı II. Aşurnasirpal'in yazıtlarından birinde, kente yaptığı ziyareti ve yeniden inşa faaliyetlerini anlatıyor. Hükümdar, Tuša şehrini yenilemek üzere ele aldığını, eski surları temizleyip yeni bir sur inşa ettiğini ve içeride kraliyet ikametgahı için bir saray yaptırdığını belirtiyor. Ayrıca beyaz kireçtaşından kendi heykelini diktirdiğini ve Nairi topraklarındaki başarılarını yazdırdığını aktarıyor. Bu yazıtlar, kentin Asur İmparatorluğu'nun kuzey sınırındaki stratejik önemini gözler önüne seriyor.
Kazı başkanı Timothy Matney'e göre Ziyaret Tepe, Asur İmparatorluğu'nun Orta Asur (Geç Tunç Çağı) ve Geç Asur (Geç Demir Çağı) dönemlerinde, MÖ 1300-600 yılları arasında Dicle kıyısındaki üç büyük sınır kentinden biriydi. Asur kayıtlarında geçen Dicle bölgesinin merkezi garnizonlarından Tuşhan'ın Ziyaret Tepe olduğu düşünülüyor. Geç Asur Dönemi'nde eyalet başkenti olan Tuşhan, bazı kaynaklarda Tushu ya da Tusha olarak da anılıyor. Ele geçen 21 adet çivi yazılı kil tablet, kentin MÖ 9.-7. yüzyıllarda imparatorluğun en önemli kuzey eyaleti olduğunu gösteriyor. MÖ 620-610 yıllarına tarihlenen bu tabletler, kentin vergi toplama ve tahıl silosu işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.
Kazılar ve Tabakalanma
Ziyaret Tepe'yi ilk kez 1980 yılında Kessler saptadı. 1989 yılında Guillermo Algaze ve ekibi, ODTÜ ve TAÇDAM'ın Ilısu ve Kargamış Baraj Gölleri Altında Kalacak Arkeolojik Kültür Varlıklarını Kurtarma Projesi kapsamında höyükte araştırmalar yaptı. Daha sonra Timothy Matney başkanlığındaki ekip, hem höyükte hem de aşağı şehirde geniş çaplı yüzey araştırmaları gerçekleştirdi. 1989 yılında dört farklı alanda manyetik tarama yapıldı ve kazı çalışmaları 2001 yılında Timothy Matney başkanlığında başladı.
Höyük, aşağı şehir ve yamaçlarda ortaya çıkarılan tabakalanma, Geç Neolitik Çağ'dan Geç Roma Dönemi'ne kadar uzanan uzun bir yerleşim tarihini gösteriyor. Yaklaşık MÖ 6000-5000 yıllarına tarihlenen Geç Neolitik/Erken Kalkolitik Çağ buluntuları, bölgedeki en erken izleri oluşturuyor. Orta Tunç Çağı (MÖ 2000-1600), Geç Tunç Çağı (MÖ 1300-1200/1100), Erken Demir Çağı (MÖ 1200/1100-900) ve Geç Demir Çağı (MÖ 900-600) tabakaları sırasıyla geliyor. En üstte ise Geç Roma Dönemi, Sasani İmparatorluğu ve Erken İslam Dönemi'ne ait katmanlar yer alıyor. Ziyaret Tepe'de en yoğun yerleşmenin Orta ve Geç Asur Çağı'nda olduğu, höyük ve aşağı şehre yayılan bu yerleşimde bir garnizonun bulunduğu bildiriliyor.
Mimari Kalıntılar ve Buluntular
Höyüğün doğu yamacında, kerpiç bir platform üzerine inşa edilmiş 450 metrekarelik bir yapı kalıntısı ortaya çıkarıldı. Geç Asur Dönemi'ne tarihlenen bu yapı, bir kamu binası olarak değerlendiriliyor. Orta Asur Dönemi'ne ait olduğu anlaşılan oldukça büyük bir konut ise özellikle ilgi çekici. Parke döşeli bir sokaktan girilen konutun duvarları, kırmızı kil kerpiçten 1,5 metre kalınlıkta inşa edilmiş. Girişteki oda ya da avlu 5,5 metre derinlikte ve en az 22 metre genişlikte. Buradan geniş, parke döşeli bir avluya geçiliyor. 12 x 13,5 metre boyutlarındaki bu avlunun zeminini kaplayan mozaiklerin büyük bölümü iyi korunmuş durumda.
Tuşhan'ın Kimliği Tartışması
Ziyaret Tepe'nin Tuşhan olduğu yönündeki görüşlerin yanı sıra, bazı araştırmacılar bu antik kentin aslında Üçtepe Höyük olduğunu ileri sürüyor. Diyarbakır il merkezinin yaklaşık 40 kilometre güneydoğusunda, Bismil ilçesine 10 kilometre mesafedeki Üçtepe köyünde yer alan Üçtepe Höyük, Göksu Çayı'nın batı kıyısında ovaya hakim bir konumda. 200 x 180 metre genişliğinde ve 44 metre yüksekliğindeki bu doğal tepe, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki en büyük höyüklerden biri. Eski adının Tuşha ya da Tuşhan olduğu düşünülüyor. 1865 yılında İngiliz elçisi J. C. Taylor, burada Asur kralları II. Ashurnasirpal ve III. Salmanasar tarafından diktirilen iki kireç taşı stel buldu. Bu buluntu, bölgedeki Asur varlığının en önemli kanıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
Üçtepe Höyük'te kazı çalışmaları 1988 yılında, II. Ashurnasirpal tarafından yaptırılan eyalet sarayını bulmak amacıyla başlatıldı. Prof. Dr. Veli Sevin başkanlığında ve TAÇDAM'ın desteğiyle yürütülen kazılar 1992 yılına kadar sürdü. Daha sonra 2001 yılında yol çalışmalarının verebileceği zararı önlemek için bir kurtarma kazısı yapıldı. Höyükte tespit edilen yapı katları, Roma Dönemi'nden Erken Tunç Çağı'na kadar uzanıyor. 9. yapı katında bir kadın ve bir kız çocuğuna ait, giyinik ve takılı olarak gömülmüş bir mezar bulundu. Altın takılar, fayans boncuklar, tunç bilezikler ve gümüş bir hızma, mezarın değerli buluntuları arasında yer alıyor.
Ziyaret Tepe ve Üçtepe Höyük, Asur İmparatorluğu'nun Dicle havzasındaki izlerini günümüze taşıyan iki önemli arkeolojik alan. Her iki höyük de bölgenin zengin tarihine ışık tutarken, Tuşhan'ın gerçek kimliği konusundaki tartışma, arkeoloji dünyasında merak uyandırmaya devam ediyor. Bu antik kentler, Asur'un kuzeydeki gücünü ve bölgedeki kültürel mirasın derinliğini gözler önüne seriyor.
Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Volker Höhfeld, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
THA - TürkAta Haber Ajansı