İçeriğe geç
  • Dolar 49,3681
  • Euro 55,2121
  • Sterlin 65,4596
  • Bitcoin 4.118.657 ▲ %0,83

Gündem

Ölüm cezasının olmadığı bir dünya mümkün

Ölüm cezasının yıkıcı etkisinin görünür olmasını sağlayacak her türlü çaba ölüm cezasının yaşamımızdan çıkarılmasına katkı sunar.

Ölüm cezasının hala uygulanması nedeniyle 10 Ekim Dünya Ölüm Cezası Karşıtı Gün olarak anılıyor.

İnsan hakları savunucuları olarak ölüm cezasına karşıyız çünkü bizler yaşamı savunuyoruz. Savunduğumuz yaşam insan onuru temelinde bir yaşamdır. Ölüm cezası ise hem yaşama hem de insan onuruna karşı bir uygulama. Ölüm cezasını makul gösterebilecek bir delil yok.

Bir hak savunucusu olarak ölüm cezası ve infaz edilmesi üzerine düşündüğümde aklıma gelen şu oluyor. İnsanı bilerek ve de kasten öldüren bir sistemin vermek istediği mesaj üzerine düşününce en genel çerçevede iki sonuca varıyorum.

İlk sonuç: ölüm cezasını infaz eden devlet insanın içindeki iyiye ve insanın dönüşebileceğine inanmıyor. İkinci sonuç ise; bu devletler kendilerinin sisteminin de sağaltıcı olmadığını itiraf etmiş oluyor. Aslında her iki sonuç da ölüm cezasını infaz eden devletlerin içinde bulundukları acziyeti gösteriyor.

Bu iki sonuç üzerine müstakil bir yazı gerekiyor.

Bir yaşam belgesi olarak İHEB

10 Aralık 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin (İHEB) ölüm cezası ile tutumu yaşam hakkını güvence altına aldığı 3. Maddesi ile sınırlı değildir. Esasen, Bildirgede belirtilen tüm hak ve özgürlükler yaşam hakkı korunduğu sürece bir anlam ifade ediyor. Bu bakımdan, Bildirgenin verdiği mesaj net: Adil yargılanma, ifade özgürlüğü, eğitim, mülkiyet, çalışma hakkı vb. hak ve özgürlükler ancak yaşayan bir kişi tarafından kullanılabilir.

Dolayısıyla, Bildirge özünde yaşamı savunan bir metindir.

Ölüm cezasına hayır diyenler çoğunlukta

Bu ceza sadece yaşam hakkını ihlali değil aynı zamanda infaz yöntemleri itibariyle zalimane, insanlık dışı ve küçük düşürücüdür.

Avrupa Konseyi'nin Haziran 2026 tarihli The Abolition of Death Penalty In History Teaching başlıklı raporu da dünya genelinde 171 ülkenin ölüm cezasını ya yasalarından çıkardığını ya da uygulamadığı bilgisini paylaşıyor. Raporun Avrupa Konseyine üye 46 devlettin hiç birisinde ölüm cezasının olmadığını da ekliyor.

Aynı rapor ölüm cezasının uygulanmaya devam ettiği 30 ülke olduğunu dikkat çekiyor. Raporun detaylarında ölüm cezasının yoğunlaştığı birkaç ülke olduğu belirtiliyor.

Bu veriler ölüm cezasına karşı insanlık olarak geldiğimiz noktanın önemine işaret ediyor. Milattan önce 3000 yıllarında Mezopotamya'da, yine Milattan Önce 1755-1750'li yıllarda Hammurabi Kanunlarında yer alan bu eski uygulamadan uzaklaşmamız bu noktada insanlık olarak katettiğimiz önemli mesafenin kanıtıdır.

Ancak ölüm cezası hala devam ediyor

Tarih boyunca ilerleme katetmemize rağmen 21. Yüzyılda ölüm cezası hala yaşamımızın bir parçası.

Af Örgütünün 18 Mayıs tarihli verilerine göre; 2025 yılında dünya genelinde 25,508 kişi infaz edilmeyi bekliyor. 2334 kişi ise ölüm cezasına çarptırıldı. 2707 kişinin idam cezası ise infaz edildi. Af Örgütü 2707 kişinin infaz edilmesinin 2024 yılına göre %78'lik bir artış olduğunun altını çiziyor. Dahası, bu veriler 1981 yılından bu yana küresel düzeyde yaşanan rekor bir artış anlamına geliyor.

2025 yılında ölüm cezasının en fazla idam edildiği ülkeler sırasıyla şu şekilde; Çin (binlerce), İran (en az 2159), Suudi Arabistan (en az 356), Yemen (en az 51), ABD (47).

Ölüm cezası infaz edilenler arasında kadınlar ve gençler de yer alıyor. Çoğu zaman veriler paylaşılmıyor ancak ölüm cezası uygulanan çocuklar olduğu sonucuna da varabiliriz.

Ölüm cezası yıkıcıdır ve kolektiftir

Ölüm cezasına her yerde, her zaman ve her koşulda karşıyız. Ölüm cezası geri döndürülemez niteliği nedeniyle sonrasında soruşturma veya yargılama aşamasında bir eksiklik ortaya çıkma bile düzeltilemez.

Etkisi itibariyle ölüm cezası zinhar sadece infaz ettiği kişiyi etkilemez. Ailesini, dostlarını, parçası olduğu bir kurum veya hareket varsa oradakileri etkiler. Aynı şekilde, ölüm cezası alan kişiyi savunan hukukçuları, haberini yapan gazetecileri, o kişi hakkında çalışmalar yürüten insan hakları örgütlerini de etkiler. Tabi ki, kişinin ait olduğu etnik, dini, politik, toplumsal kesimleri de etkiler.

Ölüm cezası yıkıcı ve kolektiftir zaten infazı gerçekleştirenler de çoğunlukla bu yıkıcılığın toplumda görünür olmasını amaçlar.

Ölüm cezası ayrımcıdır

Ölüm cezasını savunanlardan bazıları bu cezayı alanların her türlü kötülüğü yapan ve bu cezaıyı hak eden meş'um kişiler olduğunu öne sürüyor. Böyle bir argüman doğru bile olsa yaşam hakkının ihlal edilmesine gerekçe olamaz. Yaşam hakkı herkes içindir.

Öte yandan, muhalif sesleri tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen rejimlerde ölüm cezası siyasi veya dini liderleri, kadın aktivistleri, sanatçılar hedef alıyor.

Ayrıca, ölüm cezası kendisini savunma imkanı olmayan, avukattan yoksun dezavantajlı kişileri ve kesimleri de etkiliyor. Af Örgütü bu kişi ve kesimlerin çoğunlukla maddi imkanı olmadığı için hak ettikleri hukuki yardımı alamayanlar olduğuna dikkat çekiyor. Benzer şekilde, adalet sisteminin kendilerine sistemik bir biçimde ön yargılı baktığı ırk, etnisite, dini gruplar da böylesi ayrımcılık riski ile karşı karşıya.

Ölüm cezasını durdurabiliriz

Yıkıcılığı herkesi etkileyen ölüm cezasına karşı yaygın bir biçimde kampanyalar yürütülüyor.

BM'nin 17 Aralık 2024 tarihli oturumunda kabul edilen 79/179 sayılı kararı ölüm cezasını kaldıracak bir perspektifle infazları derhal durdurma çağrısında buluyor. Oylamada 193 üye devletten aralarında Türkiye'nin de olduğu 130'u lehte oy kullandı. Buna karşın, 32 üye devlet aleyhte oy kullandı. 22 Üye devlet çekimser kalırken 9 devlet ise oylamaya katılmadı.

Hayır oyu kullanan devletler arasında ölüm cezasının hala yüksek oranda uygulandığı ABD, Çin, İran, Mısır'ın olması şaşırtıcı değil.

Bu oylamanın sonucu ölüm cezasına hayır diyenlerin sadece etik açıdan hakimiyeti değil aynı zamanda sayıca ne kadar çok olduğunu da gösteriyor.

Dünyada giderek artan aşırı sağcı ve baskıcı iktidarlara ve insan hakları alanının daralmasına karşın ölüm cezasının durdurulmasına yönelik oylama sonucunun bu şekilde olması ziyadesiyle umut verici.

BM uzmanları 9 Ekim'de yayınladığı ortak açıklamada "infazların derhal durulması ve ölüm cezasının kaldırılmasına yönelik somut adımlar atılması" çağrısında bulundu.

Bir de gerçek anlamda insan hakları ilkeleri, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve barış temelinde bir düzende olsak ölüm cezası yaşamımızdan tamamen çıkacaktır.

Tabi ki, o gün gelene kadar başta biz insan hakları savunucuları olmak üzere ölüm cezasına karşı olan siyasetçilerin, hukukçuların, akademisyenlerin, gazetecilerin, kadın hakları savunucularının vb. aktörlerin ve hareketlerin mücadelesini sürdürmesi kritik önemde.

Ölüm cezasının yıkıcı etkisinin görünür olmasını sağlayacak her türlü çaba ölüm cezasının yaşamımızdan çıkarılmasına katkı sunar.

Ölüm cezasına hayır

İHD olarak üyesi olduğumuz Dünya Ölüm Cezası Karşıtı Koalisyon (WCADP) aktif bir biçimde mücadele ediyor. 10 Ekim 2027'ye kadar devam eden kampanyasının odağında ölüm cezasından etkilenen kişilerin duyulmayan veya göz ardı edilen seslerinin duyurulması yer alıyor.

Sesleri kısılanların insan olma özelliğinin görünmez olması amaçlandığından WCADP ölüm cezası alanların insani yönlerini öne çıkaran bir kampanya yürütüyor. Amaç net: Ölüm cezasının kaldırılması.

İnsan hakları savunucuları olarak sonuçları geri döndürülemez ölüm cezasının geri döndürülmeyecek biçimde kaldırılmasını talep ediyoruz.

Ölüm cezasının yaşamımızdan tamamen çıkması için mücadeleye devam.

Yazının Fotoğrafı

Yeşil Yol (The Green Mile, 1999)

Frank Darabont'un yönettiği filmde Tom Hanks, Michael Clarke Duncan, David Morse ve Bonnie Hunt rol alıyor. 1930'ların ABD'sinde, idam cezasına çarptırılan John Coffey'nin hikâyesini anlatan film, bir cezaevinin ölüm hücresinde görev yapan gardiyanların yaşamına odaklanıyor. Coffey'nin kişiliği ile kendisine yöneltilen suçlamalar arasındaki çelişki üzerinden adaleti, önyargıları, vicdanı ve ölüm cezasının geri döndürülemez sonuçlarını sorguluyor.

(Oİ/EMK)

Kaynak: Bianet

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…