İçeriğe geç
  • Dolar 49,3929
  • Euro 55,3027
  • Sterlin 65,6314
  • Bitcoin 4.031.869 ▼ %2,08

Kültür-Sanat

Harlem'in unutturulan yazı

Yeşer SARIYILDIZ

1969'da yapılan Woodstock Festivali'ni muhtemelen duymuşsunuzdur. Peki ya aynı yaz, 160 kilometre ötede 300 bin kişiyi bir araya getiren Harlem Cultural Festival'ı? Duymadınız değil mi, şaşırmadım. Ben de Lizbon'da, Gulbenkian'daki gösterimde Questlove'un belgeseli Summer of Soul'u izleyene kadar bilmiyordum. Salonda insanlar yer yer ağladı, şarkıların ortasında alkışladı; film bittiğinde alkış kıyameti koptu.

İki festival arasındaki fark yalnızca hangisinin hatırlandığı değil. Woodstock'ta gençler şehirden kaçıp bir çiftliğe gitti. Harlem'de insanlar kendi mahallelerindeki parkta, pazar kıyafetleri ve çocuklarıyla buluştu. Işıklara para kalmadığı için sahne batıya bakıyor, konserleri güneş aydınlatıyordu. Polis güvenliği üstlenmeyince bu işi Kara Panterler yaptı.

Sahnede bir dönüşüm izliyoruz. Mahalia Jackson, Martin Luther King'in en sevdiği ilahiyi Mavis Staples'la paylaşırken kuşaklar el değiştiriyor. Sly and the Family Stone'un kadınlı erkekli, siyahlı beyazlı kadrosu bir geleceği ilan ediyor. Latin ritimleri ve Hugh Masekela'nın trompeti Harlem'i Karayipler'e ve Afrika'ya bağlıyor. O yaz "Negro" sözcüğü yerini "Black"e bırakıyor, Nina Simone sahneden "Hazır mısınız?" diye soruyordu.

Peki bu festival neden unutuldu? Belgesel, görüntülerin 50 yıl bodrumda beklediğini söylüyor ama gerçek daha karmaşık. Bir bölümü 1969'da televizyonda gösterilmiş, 2007'de bir belgesel girişimi de olmuş ama yarım kalmış. Woodstock sinema için filme çekildi, Harlem televizyon için videoya kaydedildi; biri efsaneye, öteki arşive yazıldı. Asıl nedeni ise kayıtları yapan Hal Tulchin söylüyor: "Kimse siyahi programları umursamıyordu."

Filmin en çarpıcı anı ise bir şarkı değil. 20 Temmuz 1969, festivalin üçüncü pazarı, insanlığın Ay'a ayak bastığı gün. Muhabir mikrofonu uzatıyor, Harlemliler omuz silkiyor: Ay'dan bize ne? O para burada, bizim sokaklarımızda harcanmalıydı. Bu festival daha önemli, çünkü bu bizim hayatımız. Ay'a ayak basmak bir ülkenin dünyaya yaptığı gösteriydi; parkta oturanlar için bir şey ifade etmiyordu.

Bu sahne bana 2023 seçimlerinin arifesini hatırlattı. İnsanlar mutfak masrafını çıkaramazken TEKNOFEST'te ilk Türk uzay yolcusu açıklanıyor, TCG Anadolu Sarayburnu'nda halkın ziyaretine açılıyordu. Gösteri büyüktü, kuyruklar uzundu.

Tarih gösteriden yana durdu; Ay'a iniş üzerine onlarca film çekildi, Harlem'in yazı yarım asır bekledi. Umarım şansımız yaver gider de elli yıl sonra bu zamanlardan geriye yalnızca roketler ve savaş gemileri kalmaz; pazar dağılırken yerden domates toplayanların hikâyeleri kaybolmaz.

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…